Anasayfa > Tarih & Arkeoloji >

Zerzevan Kalesi

ZERZEVAN KALESİ

Zerzevan Kalesi, Diyarbakır ili Çınar ilçesinde, Diyarbakır-Mardin karayolu üzerinde konumlanmaktadır. Roma İmparatorluğu’nun önemli sınır garnizonlarından biri olan bu kale, yaklaşık 3 bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Kökenleri Asur Dönemi’ne (MÖ 882-611) kadar uzanan Zerzevan Kalesi, Persler Dönemi’nde (MÖ 550-331) Kral Yolu üzerinde stratejik bir noktada yer almış ve yol güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılmıştır.

 

Arkeolojik buluntular, bu alanın Partlar (MÖ 140-85), Geç Helenistik ve Erken Roma Dönemlerinde, MÖ 2. yüzyıldan MS 3. yüzyıla kadar kesintisiz olarak kullanıldığını göstermektedir. Roma İmparatorluğu’nun Severuslar Dönemi’nde (MS 198-235) ise asıl askeri yerleşim inşa edilmiştir. Kaleye ait surlar ve yapılar, Bizans İmparatorları Anastasios I (MS 491-518) ve I. Justinianos (MS 527-565) dönemlerinde onarılarak güçlendirilmiş, bazı yapılar ise yeniden inşa edilerek bugünkü halini almıştır.

 

639 yılında İslam ordularının bölgeyi fethetmesine kadar aktif olarak kullanılan Zerzevan Kalesi, günümüzde dünyanın en iyi korunmuş askeri yerleşimlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, burada keşfedilen Mithras Kutsal Alanı, Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırında bulunan ilk ve tek Mithras tapınağı olması açısından büyük bir öneme sahiptir. Böylesine kritik bir konumda yer alan ve Roma’nın askeri yerleşimlerinden biri olan Zerzevan Kalesi’nde yürütülen yeni araştırmalar, bölgenin geçmişine ışık tutma açısından büyük bir öneme sahiptir.

 

Askeri açıdan son derece stratejik bir noktada bulunan bu garnizon, vadiye tamamen hâkim bir konumda olup Antik Kral Yolunun üzerinde yer almakta ve geniş bir alanı kontrol altında tutmaktadır. Yapılan kazı çalışmaları ve elde edilen bulgular, Zerzevan Kalesi’nde yalnızca askerlerin değil, aynı zamanda sivil halkın da yaşadığını ortaya koymaktadır.

 

Zerzevan Kalesi, yalnızca yer üstü yapılarıyla değil, aynı zamanda geniş bir yer altı şehriyle de dikkat çekmektedir. Bu eşsiz tarihi alan, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almakta olup, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dicle Üniversitesi iş birliğiyle 2014 yılında başlatılan kazı ve restorasyon çalışmaları, Prof. Dr. Aytaç Coşkun’un başkanlığında halen devam etmektedir.

 

YAPILAR

 

Zerzevan Kalesi’ndeki askeri yerleşim, 1200 metre uzunluğunda, 15 metre yüksekliğinde surlarla ve 21 metreye ulaşan kulelerle çevrelenmiştir. Güney kesimde gözetleme ve savunma kuleleri, büyük kilise, yönetim binası, silah deposu (arsenal), kaya sunağı gibi mimari yapılar yer almaktadır. Kuzey bölümde ise caddeler, sokaklar, villalar ve konutlar izlenebilmektedir. Konut alanında ayrıca su sarnıçları, yeraltı kilisesi, yeraltı yapıları ve Mithras Kutsal Alanı bulunmaktadır. Surların dışında ise yerleşime su sağlayan kanallar, sunu çanakları ve taş ocakları tespit edilmiştir. Nekropol alanında ise kaya mezarları ve tonozlu mezarlar dikkat çekmektedir.

 

SURLAR (3-7. Yüzyıl)

 

Savunma amaçlı inşa edilen askeri yerleşim, 12 ila 15 metre yüksekliğinde ve 2,1 ila 3,2 metre kalınlığındaki surlarla çevrelenmiştir. Toplam 1,2 kilometre uzunluğundaki sur duvarına belirli aralıklarla yerleştirilmiş 10 burç ve 2 kule tespit edilmiştir. Burçlar arasında, dışa doğru çıkıntılı destek duvarları da bulunmaktadır.

 

Surların bazı bölümlerinde, özellikle doğu ve güney kesimlerinde, ana kaya oyularak belirli bir yüksekliğe kadar sur duvarı olarak kullanılmış, üst kısımlar ise düzgün kesme taş bloklarla tamamlanmıştır. İnşa sürecinde özellikle güneyde bulunan taş ocağından çıkarılan bloklar kullanılmıştır. Doğu sur duvarında burçların daha sık yer alması, kaleye tek girişin ve antik yolun bu bölümde bulunması nedeniyle, bölgenin saldırıya açık bir topografik yapıya sahip olmasından kaynaklanmaktadır.

 

Yerleşimin güney kesiminde yer alan üç katlı büyük gözetleme ve savunma kulesinin 19,2 metreye kadar olan kısmı günümüze kadar korunmuş olup, orijinal yüksekliğinin 21 metre olduğu tespit edilmiştir. Kulenin, yamacın eğimine bağlı olarak alt kısmı dışa doğru yedi basamaklı bir kaide üzerine inşa edilmiştir. Kulenin kuzey duvarında, sur ile birleştiği nokta açık bir şekilde görülebilmekte ve bu sayede surların yüksekliği hesaplanabilmektedir.

 

Güney kulede yapılan kazı çalışmalarında, yer altına doğru devam eden bir geçit ortaya çıkarılmış ancak geçidin son kuşatmadan önce düzgün blok taşlar ve harç ile kapatıldığı tespit edilmiştir.

 

BÜYÜK KİLİSE (MS 6. Yüzyıl)

 

Yerleşimin güneyinde, yüksek bir noktada konumlanan kamu yapıları arasında en iyi korunmuş olanlardan biri kilisedir. Dört mekândan oluşan bu yapı, yerleşimin en yüksek noktasına MS 6. yüzyılda inşa edilmiştir. Kiliseye güneydeki avludan girilmekte olup, içerisinde bir aziz mezarı bulunmaktadır.

 

Dikdörtgen planlı ve tek nefli olan kilise, narteks (giriş bölümü), naos (ana mekân), mezbah/apsis (sunak) ve diakonikon (yardımcı mekân) bölümlerine sahiptir. Kilisenin ana aksı doğu-batı doğrultusunda olup, ibadet yapısını güçlendiren mimari unsurlar içermektedir.

 

Zerzevan Kalesi’nde bulunmuş ve şu anda Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen bronz bir kovada, Eski Yunanca şu yazıt yer almaktadır:
“ΥΠΕΡ ΕΥΧΗΣ ΚΑΙ ΣΩΤΗΡΙΑΣ ΑΝΤΙΠΑΤΡΟΥ ΚΑΙ ΠΑΝΤΟΣ ΤΟΥ ΟΙΚΟΥ ΑΥΤΟΥ ΚΥΡΙΟΣ ΦΥΛΑΞΙ”

 

Bu ifadeler, “Antipatros ve ailesinin dileğinin veya adağının kabul edilmesi ve selameti için. Tanrı sizi korusun” anlamına gelmektedir. Bu yazıtlı kova, kilisenin inşa tarihiyle aynı döneme, MS 6. yüzyıla tarihlendirilmektedir.

 

KAYA SUNAĞI (MS 2-7. Yüzyıl)

 

Kilisenin 19 metre güneyinde yer alan ve doğu-batı doğrultusunda uzanan kayalık alanın kenarları düzeltilmiş, üst kısmı ise doğal haliyle bırakılmıştır. 7,7 ila 10,2 metre boyutlarındaki yapının duvarlarında nişler bulunmaktadır ve buranın dini ritüeller için sunu alanı olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

 

YERALTI KİLİSESİ (MS 2-7. Yüzyıl)

 

Yerleşimin merkezinde, önceki evresi Roma Dönemi’ne ait olan bir kaya mezarından dönüştürülmüş ve burada yaşayan ilk Hristiyanlar tarafından kullanılmış bir yeraltı kilisesi bulunmaktadır. Başlangıçta ana kayaya oyularak inşa edilmiş, yedi basamaklı, tek girişli ve üç klineli bir mezar olarak kullanılmıştır. MS 2. yüzyılda kullanılan bu mezar, Roma dünyasında Hristiyanlığın serbest bırakılmasıyla birlikte küçük bir topluluk tarafından ibadet alanına dönüştürülmüştür.

 

Bu dönemde doğu tarafındaki kline (yatma platformu) iki yandan yontularak haç işlenmiş, doğu duvarlarına da haç sembolleri ve bazı karakterler kazınmıştır. Yapının hemen dışında, ön kısmında, vaftiz için kullanıldığı düşünülen ve ana kayaya oyulmuş bir havuz bulunmaktadır.

 

ARSENAL (MS 3-7. Yüzyıl)

 

Kilisenin kuzeyinde, yerleşimin en büyük yapılarından biri olan arsenal (silah deposu) yer almaktadır. Dar ve uzun bir forma sahip olan yapı, iki bölümden oluşmakta olup 10,9 x 36,4 metre boyutlarındadır. Beşik çatıya sahip olan yapının kuzey duvarında, batı tarafında giriş kapısı olabilecek bir altyapı izlenebilmektedir.
1975 yılına kadar büyük ölçüde ayakta kalan yapının doğu duvarı günümüze yıkılmış haliyle ulaşmıştır. Yapının işlevine dair daha fazla bilgiye, ilerleyen kazı çalışmalarıyla ulaşılması beklenmektedir. Arsenalin kuzeyinde, herhangi bir yapılaşmanın olmadığı ve ana kayanın düzleştirilmesiyle oluşturulmuş geniş bir alan bulunmaktadır. Bu alanın toplantı veya toplanma yeri olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

 

KONUTLAR (MS 2-7. Yüzyıl)

 

Cadde ve sokakların izlenebildiği ve kuzeye doğru alçalan bölge konut alanıdır. Konutlar, tek veya birden fazla mekândan oluşmakta olup, temel kısımları ana kayaya oyulmuş, çıkarılan taş bloklar ise yapı duvarlarında kullanılmıştır. Günümüze kadar belirli bir yüksekliğe kadar korunmuş duvarlar ve kapı blokları izlenebilmektedir.
İki katlı olarak tasarlanan konutların geniş kapılara sahip alt katları ahır ve depo alanı olarak kullanılmış, askerler ve siviller ise üst katlarda yaşamışlardır. Bazı yapıların duvarlarında, dikme şeklinde bloklar arasına kaba taşların örülerek destek sağlandığı görülmektedir.

 

Kuzeydeki konut alanının dışında, kamu yapılarının yoğun olduğu güney bölümde, daha büyük boyutlu ve dört ya da daha fazla mekândan oluşan bağımsız konutlar bulunmaktadır. Bu özel yapılardan biri, yerleşimin orta kısmında, arsenal ile büyük su sarnıcı arasında yer almakta olup beş mekândan oluşmaktadır.

 

9,6 x 12,4 metre boyutlarındaki bu konutun, askeri üst düzey bir yönetici tarafından kullanıldığı tahmin edilmektedir. Büyük taş bloklardan inşa edilen duvarları belirli bir seviyeye kadar korunmuş olup, kapı söve ve lentoları günümüze kadar ulaşmıştır. Konutun duvarlarının diğer yapılara kıyasla daha kalın inşa edilmiş olması, ısı kaybını önlemek ve yapının dayanıklılığını artırmak amacıyla tasarlanmış olmalıdır.

 

MİTHRAS KUTSAL ALANI (MS 1-3. Yüzyıl)

 

Zerzevan Kalesi’nin kuzeyinde yer alan Mithraeum, ana kaya oyularak inşa edilmiş yeraltı tapınağıdır. Yapının doğu duvarında, ana kayaya oyulmuş sütunlar ve ortada büyük, yanlarda ise iki küçük niş bulunmaktadır. Ortadaki büyük nişin etrafındaki iki sütunun üzerinden yükselen kuşak üzerinde boya kalıntıları izlenmektedir. Bu kuşakta muhtemelen Mithras’a ait semboller bulunmaktaydı. Mithras’ın boğayı kurban ettiği sahneyi tasvir eden plaka, ortadaki büyük nişe yerleştirilmiş olmalıdır.

 

Doğu duvara, Mithras’ın sembollerinden biri olan ışın tacı motifi kazınmıştır. Küçük nişlerden birinde oldukça düzgün oyulmuş bir su veya kan çanağı ile hemen önünde zemine oyulmuş bir havuz bulunmaktadır. Bu çanak ve havuz, duvarın içinden geçen bir kanal ile bağlantılıdır. Mithras dini törenlerinde su ve kan kullanıldığı bilinmektedir. Ayrıca, tapınağın tavan kısmında simetrik olarak yapılmış dört adet hayvan bağlama yeri bulunmaktadır. Bu bağlama yerleri, Mithras ayinlerindeki kurban törenleri için kullanılmış olmalıdır.

 

Yapı, Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırında tespit edilen ilk ve tek Mithras tapınağıdır. Giriş kapısında yazıtlar ve semboller açık bir şekilde görülmektedir. Tapınağın yanındaki yeraltı yapısı ise iki bölümden oluşmakta olup, tavanında beş kare açıklık ve döner merdivenli bir giriş bulunmaktadır. Her bir açıklığın altında, oldukça düzgün oyulmuş yuvarlak çanaklar yer almaktadır.

 

Kurban törenleri ve bazı ritüeller, tapınağın hemen dışındaki bu yapıda gerçekleştirilmiş olmalıdır. Dışarıda kurban edilen boğaların kanlarının, iç mekândaki çanaklara akıtıldığı düşünülmektedir. Ayrıca, bazı gizli Mithraik törenlerin bu yapının içinde gerçekleştiği de büyük olasılıktır.

 

Tapınağın çevresindeki diğer yapılar, kutsal alana törenler için gelenlerin konakladıkları yerler olarak değerlendirilmiştir. Coğrafi konumu da dikkate alındığında, Mithras Kutsal Alanı, in situ (yerinde korunmuş) mimari unsurlarıyla Roma’nın en erken Mithraeumlarından biri olarak kabul edilmektedir.

 

Hint-Pers kökenli bir tanrı olan Mithras, “anlaşma ve dostluk” kavramlarının tanrısıdır ve “aracılık eden” anlamına gelmektedir. Güneş tanrısı olarak bilinen Mithras, aynı zamanda ışığın, savaşın, adaletin ve inancın da simgesidir. MS 2. ve 3. yüzyıllarda Roma İmparatorluğu’nda oldukça yaygınlaşmış, ancak MS 4. yüzyılda Hristiyanlığın resmi din haline gelmesiyle yasaklanmıştır.

 

Mithraizm, Roma topraklarında özellikle askerler, tüccarlar ve aristokratlar arasında yaygındı. Öğretisi, evrenin yaratılışına dayanmaktadır ve Mithras, evreni kontrol eden tanrı olarak kabul edilmiştir. Dinsel törenleri gizli olup, dış dünyaya tamamen kapalıdır. Mithras dinine katılmak isteyen kişi, on iki eziyet aşamasından geçmek zorundaydı. Sadece erkeklerin kabul edildiği bu dine girenler, yedi aşamalı bir inisiyasyon sürecine tabi tutulurdu. Törenler ise yeraltındaki mağaralarda veya tapınaklarda gerçekleştirilirdi.

 

SARNIÇLAR (MS 1-7. Yüzyıl)
Yerleşimde su ihtiyacını karşılamak amacıyla ana kayaya oyulmuş 63 sarnıç tespit edilmiştir. Konutların önünde bulunan bireysel sarnıçların yanı sıra, kamu kullanımına yönelik büyük sarnıçlar da kuzey bölümde yer almaktadır.
Tonozlu sarnıçların alt bölümü, kemer başlangıcına kadar ana kayaya oyulmuştur. Sarnıçlarda toplanan suyu çıkarmak amacıyla tavanlara açıklıklar açılmış ve özel bir çekme düzeneği oluşturulmuştur. Doğu duvarı sura dayalı olan, 11,2 × 22,5 metre boyutlarındaki iki bölümlü ve tonoz örtülü büyük sarnıçlar, kentin ana su deposu olarak işlev görmüştür.

 

SU KANALI (MS 1-7. Yüzyıl)

 

Kentin güneyinde, surların dışında yer alan ve 616 metrelik kısmı kazılarla açığa çıkarılan su kanalı, sarnıçlara su sağlamaktadır. Kanalın genişliği 51-68 cm, derinliği ise 48-61 cm arasında değişmektedir.

 

MEZARLAR (MS 1-7. Yüzyıl)

 

Yerleşim alanının dışında, farklı tiplerde mezarların bulunduğu bir nekropol alanı tespit edilmiştir. Genel olarak üç tür mezar bulunmaktadır:
1. Tonozlu Mezarlar
2. Klineli Kaya Mezarları
3. Lahit Biçiminde Kaya Mezarları
Nekropol alanında yapılan çalışmalarda, şimdiye kadar iki adet tonozlu mezar tespit edilmiştir. Güney kulenin 88 metre güneyinde, ana kayaya oyulmuş mezarlar yer almaktadır. Diğer kaya mezarları ise yerleşimin güneyindeki yüksek bir tepe üzerinde konumlanmıştır.
Bu mezarlar, genellikle basamaklı bir girişe sahip olup, doğrudan mezar odasına açılmaktadır. Mezar odasının üç yönünde, ölülerin yatırılması için klineler (taş sedirler) oyulmuştur.
Kaya mezarlarının kuzeybatısında, yönlenmesi diğer mezarlardan farklı olarak kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan, lahit biçiminde ana kayaya oyulmuş beş mezar daha bulunmaktadır. Ancak bu mezarların lahit kapakları günümüze ulaşmamıştır.

 

SUNU ÇANAKLARI (MS 2-7. Yüzyıl)

 

Surların dışında, güney kulenin 202 metre güneydoğusunda yer alan tepe üzerinde, kaya mezarları ve taş ocağı ile birlikte sunu çanakları bulunmuştur.
Bu alanda ana kaya yüzeyi düzeltilerek iki adet sunu çanağı oyulmuştur. Roma Dönemi’nde, dini törenlerin bu alanda gerçekleştirildiği düşünülmektedir.
Sunu çanakları:
• Çap: 85-58 cm
• Derinlik: 24-28 cm
• Birbirine paralel konumda olup, aralarındaki mesafe: 8,2 metre
Kuzey-güney doğrultusunda uzanan bu çanaklar, dini ritüellerde kullanılmış olmalıdır.

 

Bu bilgiler, Prof.Dr. Aytaç COŞKUN’un hazırladığı ‘’Zerzevan Kalesi Roma’nın sınır garnizonu brosürü’’nden alıntıdır. Bu bilgilere www.zerzevan.org sitesinden ulaşabilirsiniz.

Facebook
X
LinkedIn
Pinterest
WhatsApp

Tarih & Arkeoloji